ÜYE GİRİŞİ ÜYE OLMAK İÇİN ALTTAKİ LİNK İ TIKLA

ZİLE

TOKAT İLİ ZİLE İLÇESİ
ZİLE İLÇE TANITIM

Zile, Tokat ilinin 67 km batısında yer alan bir ilçedir. Zile ilçesinin doğusunda Turhal ilçesi, güneyinde Artova ilçesi ve Yozgat iline 
ZİLE RESİMLER
ZİLE FOTOĞRAFLAR
ZİLE MANZARALAR
ZİLE GÖRÜNTÜLER
ZİLE TARİH
ZİLE TANITIM
ZİLE KÜLTÜR
ZİLE BİTKİ
ZİLE İKLİM
ZİLE 
TOKAT ZİLE
bağlı Kadışehri ilçesi, batısında Yozgat ilinin Çekerek ilçesi ve Amasya'nın Göynücek ilçesi, kuzeyinde ise Amasya ili 

bulunmaktadır.Zile ilçesi coğrafi konumu itibariyle 40 derece 19 dakika kuzey enlemi, 35 derece 45 dakika doğu boylamı arasında yer almaktadır. Zile'nin bağlı olduğu Tokat ili, Karadeniz bölgesinin orta Karadeniz bölümünde yer almaktadır.
Tokat İli Siyasi Haritası




ZİLE İLÇE TARİH

Tokat ilinin 70 km batısında yer alan Zile ilçesinin doğusunda Turhal ilçesi, güneyinde Artova ilçesi ve Yozgat iline bağlı Kadışehri ilçesi, batısında Yozgat ilinin Çekerek ilçesi ve Amasya'nın Göynücek ilçesi, kuzeyinde ise Amasya ili bulunmaktadır. Tokat ilinin en büyük ilçelerinden olan Zile ilçesi coğrafi konumu itibariyle 40 derece 19 dakika kuzey enlemi, 35 derece 45 dakika doğu boylamı arasında yer almaktadır.

Yüzölçümü 1512 km2 olan ilçenin denizden yüksekliği 710 metredir. Güneyden doğu batı istikametinde uzanan ve en yüksek tepesi 1892 metre olan Deveci Dağları, kuzeyden yine doğu batı istikametinde uzanan yüksek tepelerle çevrili olan Zile bir ovanın orta yerinde yükselen höyüğün çevresinde kurulmuştur. Anadolu'nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir.

Güvercin çalı, Hüseyin Gazi Tepesi ve Sivriçal bu ovada belli başlı engebelerdir. İlçe sınırları içerisinden geçen Çekerek Irmağı önemli bir su kaynağı olmakla beraber yararlanılamamaktadır. Çalışmaları sürdürülen Süreyya Bey Barajı tamamlandığında, ilçe topraklarının büyük bir kesiminin sulanabilmesi mümkün olacaktır. Zile'nin coğrafi bölge taksimatında Orta Karadeniz Bölgesi'nin 

güneyinde bulunması ve İç Anadolu Bölgesi'nin kuzeyine komşu olması nedeniyle her iki bölgenin de iklim özelliklerini taşır. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar özellikle kar yağışlı ve soğuk geçer. Yağmurlar ise daha ziyade ilkbahar sonlarına kaymış olmakla birlikte sonbaharın ilk aylarında da görülür. Bu nedenle Zile'de genel olarak Karadeniz - İç Anadolu arası iklim tipi hakimdir.

Osmanlı İmparatorluğu'nun eyalet yönetiminde "Eyaleti Suğra" ya bağlı olan Zile, Sivas vilayetinin Tokat Sancağı'na bağlı bir kaza merkezidir. Geçmişi hakkındaki mevcut birçok kayıtların yanında, yapılan arkeolojik araştırmalar gösteriyor ki ilçe Tunç ve Demir Çağları'ndan beri iskana açıktır. Amasyalı ünlü coğrafyacı - tarihçi STRABON'a göre Zile, NİNOVA (Asur Krallığı'nın başkenti) 

melikesi SEMİRAMİS tarafından kurulmuştur. Semiramis, güzel bir cariye iken BELH şehrinin kuşatılması sırasında gösterdiği dirayet ve yiğitliği sonucunda, Asur Hükümdarı NİNUS' un takdirini kazanmış ve onunla evlenmiştir.

M.Ö. 1916 yıllarında kocası NINUS'u zehirleyerek Asurların yönetimini ele geçirmiştir. Bu hesaba göre Zile 4000 yıllık bir tarihi geçmişe sahiptir. Zile kalesinin (Anadolu’da bilinen tek dolma kaledir) Roma kumandanı SULLA tarafından yaptırılmış olması veya burada AMANOS Mabedi'nin bulunması ve muhterem 

anlamına gelen SİLLA denmesinden dolayı, Zile'nin ismi zamanla ZELA - ZİLE şeklini almış olabilir. Tarihçi CHARLES TEXIER'e göre, STRABON eserinde ZELA'dan bahseder. Hüseyin Hüsamettin Efendi'nin Amasya Tarihi'nde bu yerleşim yerinin Togait Hükümdarı HARKAR HAN tarafından önemli bir yer haline getirildiği, muhterem anlamına gelen SILAY adının verildiği zamanla ZELA - ZİLE şekline dönüştüğü yazılıdır. Ali Danişment Tarihi'nde, Mirkatel Cihad'da Zile'den "KIRKIRİYE" diye bahsediyor.



Zile ve Ünye (Sileh ve Üniya) - 1922
Bartholomew, J. G. (John George), 1860-1920 ; John Bartholomew and Son
Evliya Çelebi Seyahatnamesi'ne göre "1643" burada halı ve kilim dokumacılığının ileri gitmesinden dolayı şehrin bu adı aldığı belirtilmektedir. Kısaca; Zile isminin nereden geldiği hakkında kesin bir hüküm vermek mümkün değildir. Ancak, Amasyalı 

STRABON'un tarihçi ve coğrafyacı olması ve Zelitis - Zela ismini eserinde kullanması, bu kelimenin çok eskiden beri kullanıldığı izlenimini vermektedir. Ayrıca, Zile'nin 29 km güney doğusundaki Maşat Höyük'de bulunan belgelerin incelenmesi sonucunda, Ord. Prof. Şevket Aziz KANSU ve aynı buluntulara dayanarak Şemsettin GÜNALTAY, Anadolu isimli eserinde Eti Medeniyeti'nin bugünkü Zile'ye kadar yayıldığından bahsetmektedirler. Bu durumda Zile, 

Maşat Höyük kazılarında bulunan tabletlerden elde edilen bilgilere göre; Orta Anadolu'da başlayıp kuzey doğuda Yeşilırmak havzası boyunca sıralanmış Hitit yerleşim merkezlerinden biri olan "ANZILlA" olmalıdır.

Zile hakkında NINOVA ve Asurlular döneminin sonu ile ilgili bilgiye sahip değiliz. Yalnız M.Ö. 548 tarihinde Anadolu, dolayısıyla Zile Pers hakimiyeti altına girmiştir. Persler Yeşilırmak havzasına çok önem verip, tarihi Kral Yolu'nu buradan geçirmişlerdir. I. DARİUS zamanında Anadolu'nun en büyük eyaleti olan Kapadokya ikiye bölünmüş ve Zile kuzeyindeki Pontus Kapadokyası içinde yer almıştır. Persler Zile'de kendi Tanrıları Olan ANAİTİS "ANAHİTA" ANOS ve ANADATES'e ait bir ateş tapınağı inşa etmişlerdir.

Zelos 1747 - David Rumsey Collection v4.0


Bu mabet çevresinde her yıl son baharda yapılan geleneksel "SAKAİA" şenlikleri düzenlemeye başlanmıştır. Büyük İskender'in Pers Hükümdarı DARIUS'u Granikos (BİGA) Çayı kenarında M.Ö. 334 tarihinde yenmesi ile Anadolu Makedonya İmparatorluğu'nun eline, dolayısıyla ilçe de İskender'in eline geçmiştir. Büyük 

İskender'in M.Ö. 323'de Babil'de ölmesi üzerine kumandanları arasında çıkan harplerde General Ornets, Kapadokya'yı haliyle de Zile'yi idaresi altına almıştır. Çıkan bir takım karışıklıklardan sonra Kapadokya bir müddet bağımsız kalmış, kısa bir süre sonra zamanın Pontus Kralı MİHRİDATE VII. Kapadokya Kralı Arbaran VIII.'i mağlup ederek Kapadokya'yı eline geçirmiştir. (Mihridat büyük lakabı ile anılır. Çok bilgilidir. Tarihçiler bunun 22 lisan bildiğinden bahsederler.)

Bu olay üzerine Kapadokyalılar Roma'dan yardım istemişlerdir. Roma'dan gelen SULLA komutasındaki kuvvetli bir ordu Mihridat'ı mağlup ederek Kapadokya'yı ele geçirmiştir. Mihridat eniştesi Diyarbakır Kralı Tifran'dan yardım istemiştir. SULLA'nın Roma'ya dönmesi, M.Ö. 78'de ölmesi üzerine Mihridat yeniden Romalılar'a savaş açmıştır. M.Ö. 67 yılında Amiral TRİARİUS ile Mİhridates Zile'ye 5 km uzaklıktaki Skotios "bugün Altıağaç denilen mevkii" 

civarında karşı karşıya gelirler. Ancak savaşın galibi uzun bir süre belli olmaz. Triarius'un mağlup olması ile Mihridates'in Anadolu'da başlayan ikinci hakimiyeti de uzun sürmez. Roma Kumandanı POMPEYUS "POMPEYS" güçlü Mihridates'i M.Ö. 67 tarihinde ağır bir şekilde yenerek, ordusunu tamamen yok edip, Pontus 

ülkesini işgal etmiştir. Mihridates bunun üzerine M.Ö. 63 yılında intihar eder (İçtiği zehir etkisiz kaldığı için, kendisini bir askere öldürtür). Roma ile Pontus arasında yapılan ve yıllarca süren savaşlar sırasında asker ve sivil olmak üzere her iki taraftan on binlerce insanın ölmesi bölgenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Mihridates'in ölümü üzerine yerine geçen oğlu II. PHARNAKE "Farnas" Ro hakimiyetini kabul eder. Bir müddet sonra Kayser'le Pompeis arasında çıkan ihtilaftan istifade ederek Roma'ya karşı ayaklanır. Bunun üzerine Roma diktatörlerinden YUL ÇESAR "Jül Sezar" orduları ile Suriye üzerinden Anadolu'ya oradan da Zile'ye gelir. PHARNAKE daha önce babasının Amiral Triarius'u yendiği yer olan bugünkü Altıağaç denilen yerde Jül Sezar ve ordusu ile karşılaşır. (Zile'ye 5 km mesafedeki Yünlü Köyü'nün karşı yamaçları veya yayla yolu ile Yünlü Köyü arasındaki bir yer olmalıdır).

Çok çetin ve kanlı bir savaş olur. Sezar'ın ordusu büyük zayiat verirse de sonuçta II. Pharnake ağır bir yenilgiye uğrar. Zafer Sezar'ındır. Sezar uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra, 5 saat gibi kısa bir süre içerisinde elde ettiği zaferin sevincini Zile'den Roma'ya bildirir. Zile'de ilâhi törene nail olan Sezar'ın, kısa ama anlamı büyük olan bu mektubundaki "VENİ - VİDİ - VİCİ" "GELDİM - GÖRDÜM - YENDİM" sözlerini silindirik mermer bir taşa yazdırır. Yakın zamana kadar Zile Kalesi'nde olduğu bilinen bu taşın, çalınması neticesinde nereye götürüldüğü bilinmemektedir.



M.Ö. 44 yılında Sezar'ın ölümünden sonra Pontus Kralı SENA kısa bir müddet için Zile'ye hâkim olmuşsa da Zile ve çevresi yeniden Romalılar'ın eline geçmiş ve uzun yıllar Roma'nın eyalet merkezi olmuştur. M.S. 241 yılında Sasani Hükümdarı ARDA ŞIRINOĞLU ŞAPUR Romalılar'a harp açmış, Urfa civarında Valeryus'u yenerek Kilikya "Adana" Kapadokya ve Arap Yarımadası'nın büyük bir kısmına sahip olmuştur.

Bizans ile İran "Sasaniler" arasında zaman zaman el değiştiren yöre sonuçta 1071 yılına kadar Bizanslılar'ın elinde kalmıştır. İstanbul'u almak maksadıyla Hicri 34 yılında "Hicri 47 yılında, H. 52, H. 97, H. 121, H. 159, H. 171 " yıllarında yola çıkan İslam Orduları Anadolu'dan geçerken, genelde Zile, Amasya ve Çorum yolunu izlemişler, geçici de olsa birçok yeri ele geçirmişlerdir. Bu arada birkaç defa müslümanların hâkimiyetine geçen Zile, bu orduların çekilmesi ile yeniden Bizansların eline geçmiştir.

İlçede ve çevresinde bilinen birçok yatırların bu orduların ve Danişmentlilerin mücahit ve kumandanlarına ait oldukları sanılmaktadır. İlçe 1071 yılında Melik Ahmet Danişment Gazi tarafından Bizanslılar'dan alınmış, bu tarihten günümüze kadar da Türk yurdu sınırları içinde kalmıştır. İlim ve medeniyete çok büyük hizmetleri olan Danişmentliler'in ilçemizde izleri halen devam etmektedir. Danişment eserlerinin çoğunluğu kaybolmuş olmakla birlikte ilim irfan sahibi olan, yıllarca zaviye ve medreselerde 

hizmet veren Danişment Hükümdarı Melik Ahmet Gazi'nin şeyhülislâmı olan, bugün halk arasında Davunlu Dede olarak bilinen zatın mezarı. Alaca Mescit Bala Mahallesi Sakarya Caddesİ üzerinde bulunmaktadır. Ayrıca halk arasında Minareyi Kebir Mahallesi'ndeki Dürmelik Sokağı'nın adının Danişment Gazi ile ilgili olduğu söylenmektedir.

1174 yılında Anadolu Selçukluları'ndan İzzettin II. Kılıçaslan Sivas ve çevresini zaptederek Türk-Danişment Devleti'ne son vermiştir. Bu tarihten itibaren Zile Selçuklular'ın eline geçmiştir. II. Kılıçaslan, sağlığında memleketi oğulları arasında pay etmiş, fakat Tokat hükümdarı olan Süleyman kardeşlerini mağlup ederek Anadolu birliğini sağlamıştır. Şairleri, edipleri ve bilim adamlarını koruyan bu zat zamanında, Zile'de bir çok ilmi eser meydana getirilmiş, mevcut medreselere ilâveler yapılmıştır.

Zile, Orta Karadeniz Bölgesi'nde Tokat il merkezine 67 km uzaklıkta olup, Anadolu'nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir. M.Ö. 50'li yıllarda yaşayan ve coğrafyanın pîri sayılan Amasyalı Strabon; bu şehrin Ninova Melikesi Semiramis tarafından M.Ö. 1600 yıllarında kurulduğunu kaydeder. Bu tarihî kayda göre Zile'nin 3600 yıllık bir geçmişi bulunmaktadır.

M.S. XI yy.'da Danişmend, daha sonra Selçuklu Türkleri'nin, bilâhare İlhanlılar'ın, Ertanoğulları'nın ve nihayet 1335'te Kadı Burhanettin'in eline geçen Zile, 1397' de Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

3600 yıllık uzun geçmişi içinde Hitit, Frig, Pers, Pontus, Roma ve Bizans kültürlerinin tesiri altında kalan Zile'de bugün çeşitli devirlere ait olmak üzere Hititler'e, Selçuklular'a, Frigler'e, Persler'e, Romalılar'a, İlhanlılar'a, Danişmendliler'e, Ertanlılar'a ve Osmanlılar'a ait tarihi eserleri görmek mümkündür.

Tarihi eserler içinde Zile Kalesi, kalenin doğu yünündeki kayaların oyulmasıyla yapılan ve Roma döneminden kaldığı anlaşılan tiyatro (anfitiyatro), kalenin kuzey doğu tarafında bulunan Kaya Mezarı, Çay Pınarı, İmam Melikiddin Türbesi, Şeyh Musa Fakih Türbesi, Ulu Cami, Elbaşı Camii, Çifte Hamam, Maşat Höyük, Namlı Hisar Kale, Anzavur Mağaraları, Hacı Boz Köprüsü, Koç Taşı ve Kuruçay'daki Manastır Harabeleri görülmeye değer yerler arasındadır.

Zile ismi tarih boyunca Zela, Zelitis, Zelid, Anzila, Gırgıriye (Karkariye), Zeyli, Silas olarak çeşitli değişikliklere uğramıştır.


1872 yılında kaza merkezi, 1923 mülkî ve idarî taksimatında Tokat iline bağlı ilçe statüsüne kavuşan Zile, 1855 ve 1922 yıllarında iki büyük yangın geçirmiştir. Düz bir ova üzerinde kurulmuş olan Zile'nin hemen önünde Yeşilırmak'ın bir kolu olan Hoton Deresi geçmektedir.

Zile’nin jeostratejik konumu sebebiyle, Zile’de kültürel ve siyasî bakımdan Lâtin, Rum, Pontus, Arap, Türk ve yerli halkları arasında hızlı ve canlı bir tarih yaşanmıştır. XI. y.y.'da Danişment daha sonra Selçuklu Türkleri'nin, bilâhare İlhanlılar'ın, Ertana Oğulları'nın ve nihayet 1355’de Kadı Burhaneddin’in eline geçen Zile, 1397’de Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Evliya Çelebi bu yöreyi gezip gördükten sonra meşhur Seyahatname'sine şunları kaydeder "Bu havası hoş şehrin dört tarafında bahçe ve bostanlar içinde sular akar. Bu bahçelerde bülbüllerin ötüşü, insan ruhuna sefa verir. Meyveleri lezzetli olup, her tarafa hediye olarak göderilir. Her bağında, birer köşk, havuz, fiskiyeler ve çeşitli meyveler bulunur. Halkı zevk ehlidir. Gariplere dostturlar, kin tutmaz, hile bilmez, deryadil, haluk, selim ve halim insanlardır. Herkese iyi zanda bulunurlar. İyi geçinirler. Hayırlı yapılar yaptırmaya hevesleri çoktur. Cami, saray, köşk ve imaretleri o kadar metin ve güzel olur ki, buralara girenler hayran olurlar. Şehir genişlik ve ucuzluk bir yer olup dünya yüzünde eşi yok gibidir. Yılın her zamanında halkının nimetleri boldur. Hacı Bektaş Veli'nin hayırlı ve bereketli dualarıyla bu eski tarihî şehir, ÂLİMLER KONAĞI - FAZILLAR YURDU ve ŞAİRLER YATAĞIDIR".

Bugün merkez nüfusu 50.000, 116 adet köyüyle birlikte 110.000'i aşan Zile’nin başlıca geçim kaynakları tarım, hayvancılık ve ticarettir. 1989'da Zile Meslek Yüksekokulu ve 1997'de Zile Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu'nun kurulmasıyla yurdumuzun çeşitli yörelerinden yükseköğrenim için gelen 1.000 civarındaki genç nüfus şehre sosyal ve ekonomik açıdan ayrı bir canlılık getirmektedir. Zile Meslek Yüksekokulu'nun bulunduğu kampüs alanı içerisine, temelinin atılması programa alınmış olan Zile Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu'na ait Uygulama Oteli'nin (özellikle Ankara ve Yozgat tarafından gelip) Zile'de ticaret ve turizm amaçlı konaklayacak olanlar için ideal olacağı düşünülmektedir.

Zile'nin üzüm bağları, meyve bahçeleri, özellikle pekmezi, leblebisi ve kirazı meşhurdur. Zile bağ ve bahçelerinde yetişen mahsülat ve kuru bakliyat - tahıl ürünlerinden yapılan yerel yiyecek ve içeceklerin sayısı oldukça fazladır. Beyaz pekmez, duru pekmez, salça, sucuk, pestil, bat, sarma, yaprak salamurası, çeşitli komposto ve konserveler, leblebi ve kuru yemiş çeşitleri Zile'nin yemek kültürünün önemli birer parçasıdır. Her yıl yapılan "Kiraz Festivali", "Asırlık Zile Panayırı", "Güreş Müsabakaları", "Büyük 

Baş Hayvan Yetiştirme Yarışmaları" önemli sosyal ve kültürel faaliyetlerdendir. Zile'nin "İl Olma", "Zile - Alaca - Ankara Karayolu Projesi" ve "Yeni Organize Sanayi Bölgesi Projesi" olmak üzere üç büyük projesi bulunmaktadır. Zile Belediyesi'nin gayretleriyle gerek Zile - Turhal yolu gerekse Zile - Alaca - Ankara Karayolu Projesi İmar Bakanı'nın da katıldığı bir törenle 2000'li yıllarda gerçekleştirilmeye başlanmıştır.

Zile'de pekmez imalâtçılığı, salça, un, naylon çuval, endüstriyel makine, ziraat aletleri, mobilya, ısıcam, mermer işlemeciliği, lâstik ayakkabı, tuğla ve toprak sanayii üzerine sanayi kuruluşları ve fabrikalar bulunmaktadır. İlçede orta öğretim düzeyindeki eğitim hizmetleri de nicelik ve nitelik bakımından oldukça yüksek düzeydedir. Orta öğretim düzeyinde Anadolu Lisesi, Anadolu Öğretmen Lisesi, bünyesinde Süper Lise bulunan Zile Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi ve Teknik Lise, Andolu Kız Meslek Lisesi, Ticaret Meslek Lisesi, Sağlık Meslek Lisesi, İmam Hatip Lisesi bulunmaktadır.
ZİLE İLÇE COĞRAFYA

COĞRAFİ BİLGİLER
Tokat ilinin en büyük ilçelerinden birisi olup Türkiye’nin bulunmuş olduğu yer itibari ile kuzey yarımküresinde 40 derce 17 dk. enlem, 35 derce 97 dk. doğu boylamının geçtiği yerdir.


Doğusu aynı ilin Turhal ilçesi, kuzeyini Amasya ili ve Göynücek ilçesi, güneyinde Artova ve Sivas ile batısı Yozgat ili ve Çekerek ilçesi çevreler.


116 köy 2 nahiye 8 mezra ve 24 mahalleden meydana gelen Zile şehri denizden 710 metre yükseklikte ve 1540 km2’lik bir alanı kapsamaktadır

Zile yer yüzü şekiller bakımında sadelik arz eder. Ancak şehrin güneyinde, doğu batı doğrultusunda uzanan Deveci Dağları yer alır ki bunlarında yüksekliği 2000 metreye yakındır. Şehrin kuzeyini ihtiyar sırtlar çevirmekle beraber arazi içerinde tek tek yükselen tepeler vardır. Bunlar Sivriçal, Güvercinlik, Akbaba, Hüseyin Gazi ve şehir içerisinde Zile kalesidir.


Şehrin Zile-Turhal, Zile’nin güney doğu ve kuzey doğu kesimini tamamen düzlükler hakimdir ki buraya ZİLE OVASI adı verilmektedir. Bu ovada sulu tarım yapılmakta aynı zamanda ikinci ürün alınabilmekte; Aşağı Çekerek Süreyybey Barajının ve sulama kanallarının ikmal edilmesi ile birlikte Zile Ovası ve Maşat Ovası'nın üst kodları ile birlikte Çorum, Amsaya illerinin büyük bir bölümü de sulama imkanına kavuşacaktır.

Şehir göl ve akarsulardan yoksundur. Çekerek Irmağı 27 km mesafede, Yeşilırmak'ın kollarından olan Hotan Çayı şehir merkezine 5 km mesafeden geçer. Bu sebeple şehirde sulama Devlet Su İşlerince yapılan Belpınar ve Boztepe Barajlarının topladığı sularla yapılmaktadır. Ayrıca Dereboğazı Deresi üzerinde bir regülatör ile birlikte Köy Hizmetlerince gerçekleştirilmiş. Koçaş, Kazıklı, Evrenköy, Belkaya, Boldacı, Yukarı Dağiçi ve Güzelbeyli'de bulunan sulama göletleri ile de sulama hizmetleri verilmektedir.


Zile İç Anadolu ile Karadeniz arasında geçiş, iklimine sahip bir şehirdir. Özellikle Zile’de yazlar sıcak kurak, kışlar yağışlı ve soğuk geçer. Yağış azamileri daha azamileri daha ziyade ilkbaharın sonlarına kaymış olmakla beraber sonbahar aylarında da yağış vardır. Bu sebeple Zile’de genel olarak KARADENİZ ARDI İKLİM TİPİ görünür.Yaz ve kış aylarında önemli derecede sıcaklık farkı olursa da, gece ile gündüz arasıda ki sıcaklık farkı pek önemli değildir.Zile’de yazlar iç Anadolu’nun ki gibi ne fazla sıcak, kışları da yine İç Anadolu ve Doğu Anadolu’daki gibi çok soğu k değildir. Dolayısıyla Zile iç Anadolu ile Karadeniz bölgesi arasıdan bir geçiştir.Orman bakımından Zile fakir bir şehirdir. Bunu sebebi ormanları bilgisizce kesiliş ve karakeçilerin çeneleri gelmektedir.


Bu gün ormanları ancak köylerin uzaklarında koruluklar şeklinde görmekteyiz ki bunlarda küçük orman parçacıklarıdır. İlçede çam amaçlarının en güzel yer olarak bulunduğu yeri söyleyecek olursak Şeyh Ahmet başta gelmektedir.


Şehrimizin Kuzeyinde ki hakim tepeler, bej renginde tamamen mermer yataklarından müteşekkildir. Muhtelif firmalar tarafından işletilmekte olan mermer yataklarından elde edilen ürünler yurt dışından ciddi talepler almasından dolayı önemli ihraç ürünüdür.


ZİLE İLÇE EKONOMİ
EKONOMİK DURUM
Halk genelde tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Vatandaşlar arasında az da olsa ticaret ve sanayi alanında uğraşanlar da bulunmaktadır. İlçede son zamanlarda, özellikle 1996 yılından sonra sanayi alanında kayda değer gelişmeler yaşanmaya başlamıştır. İlçede un ve yem sanayii, tekstil ve sentetik sanayii, elektrik dinamoları, muhtelif sanayi makinaları, cam ve toprak sanayii, tarım âlet ve makinaları, her türlü plâstikten mamul ayakkabı, mobilyacılık, muhtelif gıda ve temizlik maddeleri alanlarında 55 küçük ve orta ölçekli işletmede üretim yapılmaktadır.


Sulanabilir arazinin az olması, sanayi yatırımının olmayışı nedeniyle bilhassa köylerden büyük kentlere, özellikle İstanbul ve Turhal'a yerleşmek üzere göçenlere ve mevsimlik işçi olarak gidenlere rastlanmaktadır. Yüzölçümü itibarıyla 151.200 hektar alana sahip olan ilçemizde tarım modern yöntemlerle yapılmaktadır. Nüfusun % 60'ı tarımla uğraşmaktadır. % 80'i kıraç olan tarım arazisinin bir bölümü Boztepe, Belpınarı ve Koçaş Göletleri'nden sulanmaktadır.


İlçede ve köylerde ormandan yakacak olarak faydalanılmasının yanısıra yakın zamana kadar evlerin yapımında orman ürünlerinin kullanılması ve bilinçsiz kesim ormanların yok olmasına neden olmuştur. Akabinde bilinçsiz avlanma nedeniyle de yörede bol olan av hayvanlarına da az rastlanılmaktadır. Orman ve av hayvanları katliamının yeni neslin pırlanta gençleri önderliğinde önleneceği umulmaktadır.


Zile Orta Karadeniz Bölgesinin tahıl ambarı merkezi konumundadır. Üretilen tarım ürünlerinden buğday, arpa, nohut, mercimek, fiğ gibi ürünler özellikle ihraç edilmek üzere Samsun ve Mersin limanlarına gönderilmektedir. İlçemizde en fazla yetiştirilen sanayi ürünlerinden şeker pancarı komşu ilçe Turhal Şeker Fabrikasına, Yağlı tohumlar Kooperatifi tarafından alınan ayçiçeği işlenmek üzere Merzifon ve Elazığ fabrikalarına gönderilmektedir.
Şehrin, ekonomik hayatında önemli yer tutan tarım ürünlerinin başlıcaları; Buğday, arpa, nohut, mercimek, fiğ, fasulye, patates, soğan, sanayi ürünlerinden şeker pancarı ve ayçiçeğidir.






Yakın zamana kadar halk arasında bağ kaynatma olarak tâbir edilen hemen hemen her aile tarafından kış hazırlığı içinde yapılması gelenek haline gelen duru pekmez (esmer ve sıvı olur) ve çalma pekmez, köme (cevizli sucuk) bugün eskisi kadar yapılmamaktadır. Ancak Zile Pekmezi adıyla ticari amaçlı sanayi üretimine başlanılmıştır.


En az pekmezi kadar meşhur olan ve yöreye has ananevi usullerle yapılan Zile leblebisinin yapılması da iki usta dışında terkedilmiştir. Bugün yapılan leblebiler hazır olarak Tavşanlı, Çorum ve Eskişehir'den gelmektedir.






ZİLE HIZLA SANAYİLEŞİYOR
Tokat il, ilçe ve beldeleriyle kalktığı sanayi atağında hızla ilerlerken, Zile'de yapılan Zile Tekstil A.Ş.'nin temel atma töreniyle ilin tekstil fabrikalarına bir yenisi daha eklendi. Zile'de 8 müteşebbisin bir araya gelerek kurduğu Zile Tekstil A.Ş.'nin temel atma törenine yöneticiler ve kalabalık halk topluluğu katıldı.


Temel atma töreninde, "İnanıyorum ki gelecekte benzeri fabrikalar çoğalacak ve Zile'de pek çok sanayi kuruluşu ortaya çıkacaktır" diyen Milletvekili Metin Gürdere "Beni en çok mutlu eden 8 kişinin bir araya gelmesi; kimse tek başına sanayi kuruluşu kuramaz; önemli olan bir araya gelmektir." şeklinde konuştu.


İlçede ve köylerde ormandan yakacak olarak faydalanılmasının yanısıra yakın zamana kadar evlerin yapımında orman ürünlerinin kullanılması ve bilinçsiz kesim ormanların yok olmasına neden olmuştur. Akabinde bilinçsiz avlanma nedeniyle de yörede bol olan av hayvanlarına da az rastlanılmaktadır. Orman ve av hayvanları katliamının yeni neslin pırlanta gençleri önderliğinde önleneceği umulmaktadır.


Vali Ayhan Çevik kendisine düşen en büyük görevin Tokat'taki sanayileştirmeyi hızlandırmak olduğuna işaret ederek, bu manâda yapılan çalışmaların sonucunun Tokat ve ilçelerinde organize sanayinin kurulmasının olduğunu kaydetti. Şu anda Tokat'ın Türkiye genelinde dokuma sanayiinde 7. sıraya geldiğini söyleyen Çevik, "Anadolu kaplanlarının artık kendi memleketlerine yatırım yapmaları beni mutlu etti. Zile Tekstil A.Ş.'yi kuran ortakları tebrik ediyorum" dedi.








Zile Sanayiinin Başlıca Fabrika ve İmalâthaneleri
1 adet Tuğla - Kiremit Fabrikası 4 adet Un Fabrikası
2 adet Yem Fabrikası 1 adet Mobilya İmalâthanesi
1 adet Çuval Fabrikası 1 adet Konfeksiyon İmalâthanesi
1 adet Plâstik Ayakkabı Fabrikası 3 adet Kara Lâstik Ayakkabı Fabrikası
2 adet Akü İmalâthanesi 2 adet Lâstik Kaplama Atölyesi
2 adet Pekmez Fabrikası 3 adet Gazoz İmalâthanesi
1 adet Pik Demir - Alüminyum Döküm İşleme Atölyesi 1 adet Piston - Gömlek Döküm İşleme Atölyesi
1 adet Vakıf Ayakkabı Atölyesi 1 adet Mermer Fabrikası
1 adet Kolonya İmalâthanesi 5 adet Büz - Briket İmalâthanesi
1 adet Mozayik Taşı İmalâthanesi 2 adet Şekerleme İmalâthanesi
1 adet Bel ve Paça Lâstiği İmalathanesi 18 adet Hızar ve Kereste Atölyesi
1 adet Lüks Mobilya Atölyesi


ZİLE İLÇE KÜLTÜR
ZİLE'NİN TARİHİ VE SOSYAL KÜLTÜRÜ
Buram Buram Anadolu Kokan Zile

Hititler Dönemi'nde önemli birer yerleşim yeri olan Tapigga (Maşathöyük) ve Anziliya (Zile Höyüğü), M.Ö. 15. yüzyıldan sonra Hititler'in en büyük düşmanlarından Kaşkalar'ın birçok saldırısına uğradı. M.Ö. 8. yüzyılda Frigler'in yönetimine giren yöre, M.Ö. 7. yüzyılda Kimmerler tarafından yağmalandı. Ardından M.Ö. 6. yüzyılda Persler'in, M.Ö. 4. yüzyılda da Makedonlar'ın denetimine girdi. M.Ö. 3. yüzyılda Pontus Krallığı'na bağlandı ve M.Ö. 66'da Romalılar'ın eline geçti. II. Pharnakes, M.Ö. 47'de Sezar'ın karısının adı verilen Zela şehrinde (bugün Zile) yapılan ve kısa süren bir savaşta Julius Caesar tarafından yenilgiye uğratıldı ve Zile Kalesi içerisindeki dikili taşa şu önemli sözler kazıldı.


"Veni, Vidi, Vici - Geldim, Gördüm, Yendim".


11. yüzyıl başlarında Bizans'ın Armeniakon Theması'nın sınırları içerisinde yer alan yöreye aynı yüzyılın ikinci yarısında Türkmenler gelmeye başladı. Danişmendliler'in ve Anadolu Selçukluları'nın egemenliği altında kalan yöre, 13. yüzyıl ortalarında Baba İshak Ayaklanması'ndan etkilendi. İlhanlılar'ın denetimi altındayken Moğol valileri tarafından yağmalandı. Eretna Beyliği, Kadı Burhaneddin Devleti ve Akkoyunlular tarafından yönetildikten sonra Osmanlılar'ın eline geçti. Ankara Savaşı'nı (1402) kazanan Timur'un kısa süreli denetiminin ardından 1413'te yeniden Osmanlı topraklarına katıldı. Celali Ayaklanmaları'ndan büyük ölçüde etkilendi. 19. yüzyıl sonlarında Sivas vilâyetinin Tokat Sancağı'na bağlı bir kaza olarak yönetiliyordu.


İDARİ VE SOSYAL DURUM


5 kasaba, 110 köy, 24 mahalle ve 5 mezrası bulunan ilçe köylerinin genelde yerleşim konusunda bir sorunu mevcut olmayıp, yaz, kış köylere ulaşım tümüyle sağlanmaktadır.


Zile İlçe merkezinde evler, yakın zamana kadar kerpiç ağaç karışımı ahşap bir stilde yapılmakta idi. Bugün bu evlerin büyük çoğunluğu koruma altına alınarak "sit alanı" haline getirilmiştir. Ancak son yıllarda yurdumuzun her yerinde görüldüğü gibi, şehrimizde de ahşap mimarî stildeki evlerin yanında, betonarme ve çok katlı apartmanların yapımı da her geçen gün artarak devam etmektedir.


İlçede geçmişte çok yaygın olan geleneksel aile tipi son yıllarda çekirdek aile tipine dönüşmeye başlamıştır. Ancak bazı köylerde ataerkil aile yapısı halen devam etmektedir.


Örf ve adetlerine oldukça bağlı olan ilçe halkının akraba ilişkileri ve sosyal yaşamlarındaki yardımlaşma gelenekleri halen sürmektedir. Bu birleşme ve dayanışmayı bilhassa düğünlerde, seçimlerde ve ölümlerde görmek mümkündür. Zile halkı gelenek ve göreneklerine, örf ve adetlerine sıkı sıkıya bağlı, kapalı bir kenttir. Günümüze kadar bu yapının devam ettirilmesinde rol oynayan en önemli faktörlerden birisi de Zile'nin göç alan değil göç veren bir kent konumunda olmasıdır. Zile'den dışarıya göç olayı yaşanmaktadır. Bugün Türkiye'nin neresine giderseniz gidin mutlaka Zileli ile karşılaşırsınız. Turhal ilçesinin % 40'ı Zileli'dir. En fazla göç Turhal'a olmaktadır.


Zile'nin Bindallı Hanımları (18.12.1949)



İlçe ve köylerinde genelde tek evlilik söz konusu olup, yaygın olan görücü usulü evlilik ve düğün yapma âdeti halen devam etmektedir. Kız istemeden gelin almaya kadar geçen sürede yöresel özellikler gösteren birçok âdetler, günümüzde her alanda görülen gelişmelere ve değişmelere rağmen önemini ve özelliklerini hala korumaktadır. Yakın zamana kadar alınan başlık parası genelde kaldırılmıştır.


Günlük kıyafet olarak giyilmeye devam edilen yöresel özellikler taşıyan giysiler, bazı köylerde otantik yapısı içinde yaşamaya devam etmektedir






İlçemizde halkın adak kurbanı kesip zaman zaman ziyaret ettiği çok sayıda ziyaretgâh bulunmaktadır. Bunlar arasında en çok tanınan ve ziyaret edilenler : Çeltek Baba, Şeyh Ahmet, Ömer Dede, Arap Dede, Huykesen, Ayna Dede, Pervane Baba, Abdal Musa, Karaşeyh Baba, Şıheylik Baba, Şeyhi Sal Sal Yatırı'dır.


İlçede 850 kişilik bir sinema salonu mevcut olup, tiyatro ve konserler burada icra edilmektedir. 4000'e yakın günlük gazete ve dergi satışı yapılan ilçede 3 tane mahallî gazete (Özhaber, Zile Postası, Gündem) çıkarılmakta, ilçe ve çevresine yayın yapan 1 tane yerel televizyon kanalı (Zile TV) ve 2 tane radyo kanalı (Asena Önder FM, Umut FM) bulunmaktadır.






Antik Yahyalı Zile Halısı Kök Boyalı Kilim Anatolia XIX. Yüzyıl Zile Halısı


ZİLE NİN YÖRESEL YEMEKLERİ



İlçemiz ve köylerinde undan yapılan helle çorbası, erişte, makarna, baharda çevreden toplanan ve şifaniyetiyle yenilen kaba pancar ve madımak yemekleri en çok bilinen yöresel yemeklerdir. Ayrıca bazı köylerde de çerkez pastası, hıngel, çılbır, kuskus ve haşıl yemekleri meşhurdur. Sonbaharda yabani kuşburnu meyvesinden yapılan ve tıbben sağlık için birçok yararları olduğu bilinen kuşburnu reçeli, kansızlığa iyi gelen duru pekmez, çökelekli, ev ziyaretlerinde, piknik de ve kadın hamamlarında mutlaka yapılıp yenilen Zile Bat'ı ilçe halkı ile özdeşleşmiştir


İlçemizde Milli Bayramlar çok heyecanlı ve oldukça kalabalık bir biçimde kutlanır. İlçe halkının hemen hemen tümünün katıldığı Millli Bayram kutlamalarında esnaf teşekkülleri kendi iş yeri özelliklerini sergileyerek bayrama ayrı bir renk katmaktadırlar.
Aynı heyecan ve coşku ile kutlanan dini bayramlarda da bayramlaşma ve büyükleri ziyaret ayrı bir özellik taşımaktadır. Hanımların günler önce başlayarak yaptıkları bayram temizliği küçük büyük ayırt edilmeksizin herkese yeni giyecekler alınması (bayramlık) ve bayramda gelen misafirlere ikram etmek için çeşitli tatlılar yapılması gelenek haline gelmiştir.


BAYRAMLAR


İlçemizde Milli Bayramlar çok heyecanlı ve oldukça kalabalık bir biçimde kutlanır. İlçe halkının hemen hemen tümünün katıldığı Millli Bayram kutlamalarında esnaf teşekkülleri kendi iş yeri özelliklerini sergileyerek bayrama ayrı bir renk katmaktadırlar. Aynı heyecan ve coşku ile kutlanan dini bayramlarda da bayramlaşma ve büyükleri ziyaret ayrı bir özellik taşımaktadır. Hanımların günler önce başlayarak yaptıkları bayram temizliği küçük büyük ayırt edilmeksizin herkese yeni giyecekler alınması (bayramlık) ve bayramda gelen misafirlere ikram etmek için çeşitli tatlılar yapılması gelenek haline gelmiştir.

ZİLE İLÇESİ KÖY VE BELDELERİ
Evrenköy | Güzelbeyli | Yalınyazı | Yıldıztepe
Köyler:
Acıpınar | Acısu | Ağcakeçili | Ağılcık | Akdoğan | Akgüller | Akkılıç | Alayurt | Alıçözü | Alibağı | Alihoca | Armutalan | Ayvalı | Bağlarpınarı | Bayırköy | Belkaya | Belpınar | Binbaşıoğlu | Boldacı | Büyükaköz | Büyükkarayün | Büyükkozluca | Büyüközlü | Çakırcalı | Çamdere | Çapak | Çayırköy | Çayıroluğu | Çeltek | Çiçekpınarı | Çiftlikköy | Derebaşı | Edeköy | Elmacık | Emirören | Eskidağiçi | Eskiderbent | Fatih | Göçenli | Gölcük | Gümüşkaş | Güngörmez | Hacılar | Haramikışla | Hasanağa | Hatippınarı | İğdir | İmirtolu | Karabalçık | Karacaören | Karakaya | Karakuzu | Karaşeyh | Karşıpınar | Karşıyaka | Kazıklı | Kepez | Kervansaray | Kırlar | Kireçli | Koçaş | Korucuk | Kozdere | Köylüürünü | Kurşunlu | Kuruçay | Kurupınar | Kuzalan | Küçükaköz | Küçükkarayün | Küçükkozluca | Küçüközlü | Küplüce | Narlıkışla | Olukman | Osmanpınarı | Özyurt | Palanlı | Reşadiye | Salur | Saraçköy | Savcıköy | Sekikışla | Selamet | Sofular | Söğütözü | Süleymaniye | Şeyhköy | Şeyhnusrettin | Taşkıran | Turgutalp | Uğurluören | Uzunköy | Uzunöz | Üçkaya | Üçköy | Ütük | Üyük | Yalnızköy | Yapalak | Yaraş | Yaylakent | Yaylayolu | Yenidağiçi | Yeniderbent | Yeniköy | Yeşilce | Yücepınar | Yünlü |
Tokat İlçeleri: Merkez ilçe • Almus • Artova • Başçiftlik • Erbaa • Niksar • Pazar • Reşadiye • Sulusaray • Turhal • Yeşilyurt • Zile